TOBB 65. GENEL KURUL

TOBB Kadın Girişimciler Kurulunu Türkiye’de bilmeyen kalmadı diye düşünüyorum. 81 ilde Ticaret ve Sanayi Odalarının bünyelerinde oluşturulan kurulların üyeleri kadınlar illerinde etkin çalışmalarla kadınların ekonomideki varoluşlarını duyuruyorlar. Kurulların oluşmaya başlamasından bu yana geçen üç senede kadınlar TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu liderliğinde TOBB camiasının kadınların öz güvenlerini tazelemeleri, ekonominin ana unsuru girişimci profilinde kadın cinsinin fark ettirilmesi, kadının teşvik edilmesi yönünde destek oldular. 21-22 Mayıs ta TOBB 65. Genel Kurulunda bu desteğin devam edeceğini apaçık ifade ettiler.Sayın Başkan Hisarcıklıoğlu 65. Genel Kurula Kadın Girişimci Kurulları üyelerini davet ederek bir ilki başlattı ve topuk seslerimizi iki yıl önce olduğu gibi bir kez daha Atatürk’ümüze duyurmamızı sağladı. Anıtkabir ziyaretimiz umudun, cesaretin, birlik ve beraberliğin resmi oldu. Başkan Hisarcıklıoğlu 65. Genel Kurul Açılış konuşmasında haziruna“Unutmayalım ki, refah dolu yarınlar, akıl dolu bugünlerle başlar. Bunun için, önce, zihinlerin değişmesi lazım. Zihinler dar olursa ufkumuz da dar olur. Ufkumuz dar olursa, dünyayı yakalayamayız. Geride kalırız.

Ortak hedefimiz; zengin, özgür ve mutlu bir Türkiye’dir.” Diyerek seslendi ve benim zihnimde kadınların güçlenerek yerlerini sağlamlaştırmaları ile güçlenen ekonomi, güçlenen demokrasi ve güçlü Türkiye canlandı. Konuşmanın her bir cümlesi bu resmin gerçekleşmesinin yalnızca özel sektörün ihtiyaçlarına çare üretmekle mümkün olmadığını ifade ediyordu. Ekonominin güçlü ve sürdürülebilir olması istikrar sağlanmış bir ülkeye bağlı. İstikrar için güçlü demokrasi, güçlü demokrasi için hukukun üstünlüğüne dayalı devlet anlayışı, bu vizyona sahip olabilmek için sorunlarından arındırılmış eğitim sistemi gibi ilk bakışta ekonomiden ilgisiz duran temel bileşenlere ihtiyaç olduğu Hisarcıklıoğlu tarafından işaret edildi.“İşte teşebbüs hürriyetinin temeli buradadır. Ve işte, demokrasi, bunun için şarttır. İstikrar, daha fazla demokrasidir. Sadece demokrasinin olduğu bir yapı, hiçbirimizin vazgeçemeyeceği üç temel hürriyetin; ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ile teşebbüs hürriyetinin garantisidir. Demokrasi olmalı ki, huzur ve istikrar olsun. Keyfilik değil, kural hâkimiyeti olsun. İlişkiler değil, kurallar belirleyici olsun, rekabet eşit şartlarda yapılsın. Bizim vergilerimizle maaşlarını alanlar, milletin amiri değil, hizmetkârı olsun. Siyaset, siyasi platformlarda yapılsın, kimse kendine durumdan vazife çıkartmasın. Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir Türkiye olsun. Demokrasiyi sloganlaştırmak yerine, kurumsallaştırmak zorundayız. Yoksa hakkın ve vicdanın değil, gücü elinde bulunduranın dediğinin olduğu, zayıf ve adaletsiz bir sistem doğar. Böylelikle zayıflayan bir bünyeye, her türlü bela musallat olur. Ülke, yasadışı yapılanmalara ve yolsuzluklara karşı zayıf düşer. Nasıl ekonomide dünya ile rekabet için, dünya standartlarını benimsediysek, demokrasi’de, dünya standardına ulaşmalıyız. Bu anlamda sadece siyaseten değil, ekonomik ve toplumsal olarak da yeni ve çağdaş bir Anayasa’ya ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü bu Cumhuriyet, bürokrasinin hâkimiyeti için değil, hâkimiyeti milliye için kuruldu. Bu Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi olmak için kuruldu. Katılımcı bir yönetim anlayışı getiren, hak ve özgürlükleri koruyan, çağdaş bir Anayasamız ve herkesin güvendiği bir yargı sistemimiz olmadan, 2023 yılındaki hedeflerimize ulaşamayız. Toplumun, daha çağdaş ve refah içinde yaşamasına hizmet etmeyen yasal düzenlemeler, bir türlü sona ermeyen bürokratik, şekilci anlayış, artık sona ermelidir. Ve bütün bu demokratikleşme süreci, demokratik sabır ve olgunlukla yönetilmelidir. Değişimi kalıcı hale getirmenin ve sonuçlarıyla birlikte insanları mutlu kılmanın başka bir yolu da yoktur. “Cumartesi günü Ankara tarihi günlerinden birini yaşadı. Tarihi yazanlar cesaretle gerçeklere işaret ettiler. Ankara bahar yağmurları ile yıkandı umut parladı.